![]() | |
|
TEST
| ||
![]() |
| | Seçenekler |
| | #1 |
| Oralar benim sevdamdı... Daha önceki röportajlarında “Rotinda kimdir” diye sorulan bir soruya verdiği cevapta; Rotinda Yetkiner kendisini birkaç cümle ile tanıtmaya çalışmış. Klasik bir biçimde yapılan röportajlarda genelde tanınmaya dair sorular sorulmaktadır. Biz bu soruyu sormadan kendisinin dilinden birkaç cümleyi, buraya alarak söyleyişimize geçmek isteriz. “Rotinda geleneklerine bağlı, Kürtlüğünü tüm baskılara rağmen koruyan ve seven, kalabalık nüfusa sahip bir ailenin 9. çocuğu. Çocukluğumun 9 yılı cennet ülkemin şirin bir kasabası olan Gımgım’da geçti. O yıllar benim için en güzel anılara sahiptir hâlâ. O yıllarda bir tek sevmediğim ve bende üzücü izler bırakan zoraki Türkçe öğrenmeydi. Bunların dışında bence Rotinda samimi, çok derin etkilenen, duygusal ama insanlığı ve Kürtlüğünden asla ödün vermeyen, kendiyle barışık ama toplumun kalıplarına sığmayan, daha doğrusu bu kalıpları saçma bulan, bu anlamıyla da asi biridir.” diyerek kısaca kendisini tanıtan Rotinda, Kürt müziğine damgasını vuran yaratıcı sanatçılardan biridir. En önemlisi de sanatını yaptığı halkın hem içinde yaşamış hem de öncüsünün hayatını tadarak doruklarında, harflerini nehirlerin pak sularında yıkayıp rüzgârla söyleşerek, bu bakir toprakların tenine karışmış kızılca ölümün tanıklığını, acısını sesiyle örnek olan sanatçılardan biridir. Yaşayışını yaşayışlara katan bir sanatçı en çok duyumsayan sanatçıdır inancıyla Rotinda’nın yaşayışını anlama katık ettiği inkâra gelmez gerçeklerden biridir diyoruz. Sanatı, en zor koşullar altında şekillenen ve zor koşullarda çığlığıyla tanınış kütüğümüze adını yazan halk sanatçımız Rotinda ile birçok söyleyişi yapılmasına rağmen, hala tam anlamıyla bizde bir sır olarak kalan yönleriyle tanımak istediğimiz bir sanatçıdır. Çünkü derin olan bir tanımın yurduna erişilmedikçe insan bilincinde erişememeye dair sisler katarı katmerleşir. Hele bu sanatın birçok yönüyle ilgilenen bir kişilikse durum daha da karmaşıklaşır. Rojaciwan ailesi olarak bizde sanatımızda ayrı yeri ve önemi olan Rotinda ile bir söyleyişi gerçekleştirdik. Ve bunu olduğu gibi yapımızla paylaşıyoruz. Rotinda’yı bu andan itibaren normal bir söyleyişinin içine katmak biraz da Rotinda' yı şimdiye kadar görmemiş olmak anlamına gelmektedir. Bu yüzden daha değişik bir söyleyişi yapmak isteriz sizinle. Rotinda, MKM bünyesinde tanındı ve aradan bir hayli zaman geçti. Kürt müziği, Rotinda’nın da Kürt müziğine başladığı dönemlerde çaxdaş anlamda henüz emekleme aşamasında idi. Ve deyim yerinde ise Rotinda bu süreçlerin hepsini yaşadı, tanık oldu, acı ve tatlı yönleriyle. Başlama sürecinde hayal ettikleriniz ile ulaştıklarınız arasındaki uçurumu kalın hatlarıyla değerlendirmek mümkün mü? Istenilen durağa geldiniz mi?… Ya da Kürt müziği bu aşamaya getirildi mi? Değerlendirmeleriniz önermeleriniz var mı bu konularda? -- Evet müziğe gönül vermem, ona tutkuyla sarılmam, Kürt kimliğim ve cennet ülkemde başladı, ama malesef onu bilimsel anlamda algılamam ve eğitimini almam Türkiye camiasında oldu. Malesef dedim çünkü Türk okul ve sahnelerinde çok şey öğrendim ama, Kürt kimliğimin ikarındaydı bu birikim... MKM Kuzey Kürdistanda bir çok ilke imza atan Özgürlük mücadelesini yaratımında ulusal bir kurum. Kuruluşunda yer aldığım için şanslıydım ve her arkadaş gibi ben de mütiş bir sevinç, çaba ve de emekle kurumun gelişmesi için faliyet yürütüm. O dönem kuzeyde, Kürt müziği adına Koma Berxwedan, Şivan Perwer dışında pratik bir çaba yoktu, çağdaş anlamda ise kıpırdamalar vardı, ama henüz nasıl yön alacağı belli olmayan kıpırdamalardı bu. Koma Mezrabotan, Koma Amed, Koma Çiya müzikteki bu çağdaş hareketlenmenin ilk ayaklarıydı. Burda Güneybatı Kürdistanlı Şehit Meleğin ve Mardin’li Ali Temel’in çabalarını saygıyla anmak istiyorum. Bu guruplar MKM büyesinde Kürt müziğine yeni bir soluk getirmek için büyük bir çaba sahibi oldular. Ben ve Merdan Mezrabotanı kurduğumuzda Sakine Zagros kısa süre sora katıldı ve gurubun ilk kadın solisti olmustu. İlk medeniyetleri yaratan Medya ülkesinde, Kürtlüğü yeniden özgür ve onurlu geleceğe taşıyan PKK felsefesiyle tanışmam, Kürt müziği de çağdaşlaşabilir, dünya müzikleriyle harmonileşebilir düşüncesine kapılmam aynı sürece denk geliyor. PKK her onurlu Kürt gibi ben de de mütiş bir güven ve büyük bir coşku duygusu yaratmıştı. Bu ruh halim müzik birikimimle bütüleşince, müzik deryasında bir derecik olmam engelenemez bir gerçetti artık. Gerillayı var olan kalıplarda anlatmak kesinlikle yetmıyordu, Yani ben Özgürlük mücadelesiyle tanışınca Rotinda oldum. O süreçteki hayalerim aslında bir bir gerçekleşiyor desem abartı olmaz. Ben „insan, isterse her umuduna mutlak ulaşır“ inancını taşıdığım için, o günkü hayalerimden, umutlarımdan asla ödün vermedim, ve vermeden de devam ediyorum. Güneşin ve ateşin onurlu çocuklarından aldığım o büyük ve mütkiş coşkuyla. istenilen durağa gelmek ise; şu anlamda evet, en büyük arzum bir sanatçı olarak gerillanın gönlüne girebilmek ve Halkımla buluşmaktı, nacizhane ben bu onura nayil olduğumu sanıyorum. Müzik kalitesi ve yaptıklarım açısında ise hayır, çünkü savaşan, varlığını dünyaya haykıran bir halkın çığlığı olmak çok zor . Müzikal anlamda daha çok şey öğrenmem ve çok mesafe kaydetmem gerkiyor. Tabi en muhteşem hayalim de bir Özgürlük mücadelecisi olarak müzikle gerillayı başka dillerden de dünyaya anlata bilmektir. Kürt müziği 1990 yıllarda aleni kimlik savaşı veriyordu, şimdi ise çok geciken bocalama sürecini yaşıyor ve bu bir geçiş sürecidir, eğer bu süreçte doğrular öne çıkarsa Kürt müziği büyür ve çağdaş kimliğine ulaşır, ama eğer popüler ve arabesk öğeler artarak sürerse bu geçiş süreci uzayabilir. Bu biraz da günlük olarak yürütülen siyasete bağlıdır diyorum. Tüm müzisiyen, sanatçı ve sanat sever arkadaşlarım şunu bilmeliyiz, ya da şunu unutmamamız gerekir, doğduğumuz topraklar tarihe ilk medenyeti sunan ve de çok köklü bir mirasa sahip. Bizlere düşense bilimsel anlamda, bıkmadan, sabırla, inatla araştırmak, o hazine dolu topraklardaki zengin müziği yendiden diriltmek. Kürt müziği bu anlamıyla çok geniş bir reperatuvara sahip. Her müzisiyen bestekâr olmak zorunda değil, ama tarihe saygı gereği her iyi yorumcumuz bu zengin Kürt müziği reperatuvarını çağdaş anlamıyla yeniden halkımıza ve dünyaya sunmakla mükeleftir diyorum. Kürt müziğinde sanatçıların yaratıcılık ve bestekârlık yönü içinize siniyor mu? Biz halktan insanlar olarak epey zamandır bir değişkenliğe rastlayamamaktayız. Sanki gelişimde bir nakarat yaşanmaktadır. Tekrar anlamında bu nakaratın tahribatları nelerdir? Diğer yandan şimdiye kadar Rotinda’nın yarattıkları çığlığınn çölünde bir yağmura dönüşebilmiş mi? -- Kürt müziği adına yapılan her doğru şey herkesi olduğu kadar, beni daha fazlasıyla heyecanlandırıyor. Doğru şeyler var tabiki ve tarihe bir nakış işleyen bestekarlarda var. Özelikle Zazaca lehçesinde bestekâr anlamıyla dehalar var. Dengbejlik anlamında gerçekten Şakıro ve Meryem Xanların ruhunu yaşatacak sesler de var. Ne var ki bölünmüşlük, işgal edilmişlik ve yasaklanmışlığın yaratığı ruh halinden olsa gerek geciken bir arabesk furyası şu anda öne çıkmakta, bu da daha önce Arapçasını, Türkçesini dilediğimiz şeyler olduğu için tabiki üçüncü tekrar olmaktadır. Bu tek başına yeterli bir neden değil, bir çok nedeni var, Bu tekrarın önemli bir nedeni de, müzisiyen ve yorumcuların alt yapılarının çok güçlü olmayışı, istisnalar var ama yetmiyor. Yine çok güçlü yorumcularımız var, dengbejlikte olsun, halk ezgilerini katıksız yorumlama anlamında olsun hayli renkli müzisiyenlerimiz var ama, reperatuvarlarını yanlış seçtikleri için o basit şarkılardan ya o mütiş yorumlarının tadını alamayız , ya da popülerliğin tuzağına düşerek heba ediyorlar kendilerini. Bu güçlü yorumlarda bazı isimler vermek istiyorum. Beser Şahin, Aydin, Şehriban Kurdi, Yılmaz (Koma Mızgin) Serap, Fate, Ibrahim Rojhılat, Comert, Atnan Kerim, Newroz Yahya, Copi, Zelal, Meral, Memet Akbaş, Gani Nar, Nülifer Akbal, Mustafa Dadar, Ahmet Aslan ve daha niceleri. Ismini vermediği hevalerim alınmasınlar bu saydıklarım özellikle yanlış repertuvarları yüzünde haketikleri etkiyi yaratamayan güçlü yorumcularımızın başında geliyorlar. Bir başka ve bence bu en temel sorun, günlük politikalarımız birey bazında sanatsal çalışmalara damgasını vuruyor olması, bu beraberinde popüler-arabesk tarzı yada sizin değişinizle tekrarlanan nakaratı ortaya çıkarıyor. Yukarıda saydığım ve sayamadığım güçlü yorumcular bu yanlış politikalarında kurbanı olmaktalar. iyi şeyler yapanlar malesef bizim şenlik, gece ve festivalerimizde yer bulamıyor. Müzik dinlemeyi tüm şenliklerimizde halay çekmeye eşdeğer kılmışız, bu da beraberinde yorumsuz, hoptirik ve hanburger gibi tüketilen müzükler doğurur... Yani kürt müzisiyenlerine sanatsal ve ekonomik olarak öncülük eden kurumlarda malesef rolünü oynayamıyor. Bu atmosfer değişmeli, değişeceğine de inanıyorum, yoksa biz inandığımız ve yaşam gücü aldığımız Önderliğin felsefesiyle de çelişiriz. Burada özelikle gençliğe sanatsal bir eleştiri yapmak isterim, ama onları çok sevdiğim içindir bu. Festivalerinde bu kadar arabesk eğilimli ve populist şarkıcıları öne verirlerse, doğal olarak yeni nesil onları sever ve diler hale gelecek. Bu söylemim basit bir eleştiri veya kıskançlık ve bezeri bir şey değil, geleceği insan kendi eliyle yaratır felsefesine inanan bizler bunun ne deli önemli olduğunu herkesten daha iyi bilmeliyiz. Sakın halk onları istiyor bizde getiriyoruz demeyin hevalerim, öyle olmadığını hepimiz biliyoruz. Bunun en somut kanıtı MMC yayınlarını halkın isteklerine bıraktığımızda Özgürlük Mücadelesini rengi doğuyor inanın... Yine eğer öncülükte doğru rotayı çizen olmasa, bu hengame ve emekleme sürecinde Kürt müzisiyenleri nasıl güçlenebilir. Kurumlarımız kaç genci konservatuarlara özendirdi, okuttu veya bunu yapanlar ne kadar yer edine bildiler içimizde. Bütün bunlar müzikteki bu tekrarın çok, ama çok önemli etkenidir. Sesi güzeldir şehitlere şarkıda yapmış, yok Önderliğe de atıfta bulunmuş diyerek, hiç bir alt yapısı olmayanı star konuma getirirsek, o kişi bunu taşıyamayıp ezildiği gibi, halkımızda henüz olgunlaşmamış bir meyve yiyerek, gerçek anlamda meyvenin öz tadını da unutmuş olacaktır. Bu böyler olursa aynı nakarat tekrarına devam eder... Rotindaya gelirsek, çok içten söylüyorum tek kaygım ve çabam halkımın büyük acılar yaşayarak büyütüğü mücadeleyi, çağdaş bir müzik tarzı ile Kürt müziğine bir küçük katkı sunmaktır, bu nekadar başarılıdı taktir kesinlikle halkındır... Rotinda sanatçı hayatının dışında sosyalitesini nasıl değerlendiriyor? Zamanı tüketme anlayışından bahseder misiniz? -- Zaman, bütün benliğin, düşlerin, umutlar ve değerlerinle her anı mütihiş bir heyecanla yaşanması gereken bir olgudur, onu tüketmek gibi bir lüks olamaz, değilmi hevalerim. Rotinda yaşamı, güzel bir Kürt olan ve yurtseverliğliğine kadar yaşayan bir anneden öğrendi, sevdi ve de ilk deneyimlerini ondan kazandı. Annem her ne kadar dini bütün ve beş vakit namazında niyazında olan bir insan olsa da, şimdi daha iyi anlıyorum ki, o gerçek bir Zerdüşt. Onun bana verdiği her bilgi bunun kanıtıdır. Güneşin, ateşin, dağların, suyun, buğdayın ve insan emeğinin kutsalığını ondan öğrendim. Ülke ve halk sevgisini de. Ve bu benim yaşam parolamdır, tüm zamanımda abartısız, Medya ülkesinin izleri vardır. Ben her insanın çağdaş, demokratik ve aydın bir bakışla yaşaması gerektiğine inanyıyorum ve insanların tercihlerinin saygı duyarım, eğer topluma zarar vermiyorsa bu kişi için kutsaldır da. Yaratmak, ya da yeni sentezler yapmak hep hoşuma gider. Kitap okumayı bilimeyen diyarlara mütiş heyecanlı bir yolculuk olarak algılarım ve bu yolculukları çok severim. Beste yapmak en güzel zamanlarımın emeğidir. Çocukları sevmek, onları eğitmek en kutsal zamanlarımdır. Halkım için bir şey yapmak tüm zamanlarımın baş arayışıdır. Zaman bir berak su gibi akarken, onu kana, kana içmemek mümkün değil. Mücadelemizde birçok sanatçı gerillanın yaşayışına bile yabancıdır ama siz bizzat gidip gördünüz, gerillalaşıp dolaştınız… Bu gereksinimi neden hissettiniz?… -- Dağlar, insalığin ilk insanlaştığı, ilk üretiği, ilk yaratığı, ilk sevdiği yerdir, orada olmak her şeyden önce insanım dediğim içindir ve insan emeğine saygı duyduğum içindir. Ben Kürt olmayı mütiş bir sevda olarak algılıyorum, Medya topraklarında olmak bir ayrıcalıktır ve o güneşin ışınlarıyla birlikte yaşamak ise, yeryüzünde bezeri olmayan bir yaşam kalitesidir. Önderliğin felsefesine tüm beliğimle inanıyorum ve bu sadece Kürtlük için değil insanlık için tek alternatif olduğunada. Doruklarda, bir Munzurda, bir Çarçelada, bir Cudi de, bir Kandilde sabah saatinde güneşin o kutsal ışınlarını ilk izlemenin müthüş zevki başka nerde var bilemiyorum. Bence Rotinda baya bir akıllı, ben de olsam dağları mesken tutardım... Gerilla yaşayışı içinde sizi en çok etkileyen ve sanatınızın akışına damgasını vuran bir anınız varsa bizimle paylaşır mısınız? -- Şahadetler, beni benden alacak kadar etkilerdi, her şehit olan hevale bende ölürdüm desem, abartı olmaz. Hele o köylü, temiz, saf genç yürekler şahadete ulaştığında, daha bir tutkuyla sarılırdım sanata. Onları anlatmam gerek, onların o müthiş sevdasını, tutkusunu haykırmam gerek derdim ve bu yaşam boyu benim tek görevimdir. Tabi Kürdistanın doğası zaten anlatılmaya gelmez, her şarkımda onun izi vardır. Güzel bir anıyı değil mümkün olsa her anımı paylaşmak isterim sizlerle. Meryem ve Gurbetelli hevalerin şahdetleri beni çok etkilemişti ve“ jine Azad“ şarkısını yapmıştı. 1998 yılını kışı, ARGK konferası vardı ve konferans sonuda şenlik yapıldı, ben de sahne aldım. bu şarkıyı Zapın bir mağarasında söyledim. Beni sahneye davet eden şehit Vasfi heval idi. Sahneye geldiğimde karşımda neredeyse bütün PKK merkezi ve ARGK komutanları vardı, mütiş heycanlıydım. Şarkıyı öyle içten okudum, zaten şahadetleri henüz olmuştu, orada bulunan herkesin gözleri dolmuştu. O gün geçekten en büyük ve en anlamlı konserimi vermiştim. Sakıncası yoktur umarım, cevap verip vermemek size kalmış. Çok düzenli bir şekilde dağ hayatında yapılan toplantılara sizde katılmışsınızdır. Sanatçı Rotinda’nın bu toplantılarda en çok maruz kaldığı eleştirler nelerdi, merak ediyoruz? -- Ben orada en olumsuz olan anıyı dahi kutsal algılıyorum ve içtenlikle söyleyeyim Güneşin çocukları beni sevdiler, bariz bir eleştiri yoktu. Tabi her heval gibi ben de zaman zaman, eleştiri alırdım. Ben sanatçı olduğumu ve sevildiğimi en çok gerillada duyumsuyordum. Sizinle paylaşılmayacak, ya da halkımdan gizleye bileceğim hiç bir anım olamaz. Oralar benim sevdamdı... Dağ hayatı sonraki yaşamınızda ne kadar değiştirici oldu, bunun muhasebesini bizimle paylaşır mısınız? İlişkilerinize, yaklaşımlarınıza, yaşama bakışınıza yansıyışındaki belirtileri nelerdi, ne tür değişiklikler oldu? -- Ben çok özgün ve renkli bir hayatan sonra Özgürlük mücadelesine girdim, kimliğimle çok barışığım ve böyle doğmaktan çok mutluyum. Ailemde bu anlamda kişiliğime saygılıydı ve benden sadece onlara karşı sorumlu olmam istenirdi, hiç bir şekilde özel yaşamıma müdahale yoktu. Böyle olunca taktir edersiniz kendine güvenen, ayakları üzerinde duran, zorluklara karşı pes etmeyen direngen bir kişilik oluşur, bu salt ben için değil, tüm kardeşlerim böyleydi. Önderlik felsefesi ve gerilla mücadelesi ise, bana en temel ve olması gerekeni verdi. İnsan olacaksan onurlu ve de halkınla beraber yaşayacaksın. Gerillada Kürt halk gerçeği ile tanıştım. Her yöreden, her lehçeden ve her kesimden Kürt vardı ve hepsinden çok şey öğrendim. Gerilla yeni insanın, yeni yaşamın adı olarak, benim yaşama bakışımı çok genişleti, duygu dünyama bir derya kattı diyebilirim ve gerilla benim olmasa olmazımdır artık. Değişik bir merak… Rotinda Yetkiner yemek yapmasını biliyor mu? En çok sevdiği ve yaptığı yemek hangisi? Diğer yandan Rotinda’nın takdir ettiğiniz bir özelliği hangisi, Siz içsel dünyanıza dalıp bakarsanız eleştirdiğiniz bir yön var mı? -- Belirtiğim gibi, anem her yönüyle güçlü bir Kürt kadınıydı, Kürt zengin mutfağını iyi bilir ve yapardı, diyebilirim ki o yemeklerin hepsini ondan öğrendim ve onun kadar olmasada yapabiliyorum. Özelikle zerfet, içli köfte, lahana sarması, su böreğini iyi yaparım. Zerfeti (Sir) çok severim ve iyi yaparım. Rotindanın sadakatini ve tutkuyla sevdalanmasını taktir ederim. Sevmediğim yanı ise, çok aşırı duygusaldır ve utangaçtır özelikle tanımdığı bireylere karşı hayli çekingendir. Bu özeliği başına beladır, çünki herkes bu yüzden onu kibirli ve kendini beğenmiş sanır, oysa o utandığı, sıkıldığı ya da acabaları olduğu için kolay ilişkilenemez. Fotoğrafçılığa dair merakınız da var, bunun da gelişimini ve hangi düzeyde olduğu konusunda bizi bilgilendirmeniz mümkün mü? -- Ben ünversiteli yılarımda fotografçılık bölümünde okuyan bir arkadaşımdan çok etkilendim ve bazen onların derslerine girerdim. Fotograf adına çok okudum ve zaten sanatsal bakışın varsa bunu teknikle birleştirebilyorsan ortaya güzel bakışlar çıkar. Fotograf anı tarihleştiren en güçlü sanat dalıdır derim. Severek çekiyorum ve çekmeye devam edeceğim. Bu ara kamerayı da daha bir profesyonel öğrenmeyi hedefliyorum ve tabiki montaj mesleğini de. Bu bana ne katar, ben sanatçının kesinlikle komple olmasını gerektiğine inanıyorum, sanatçı toplumun öncüsüyse, bir bakıma delisi ve uçuk olanıdır da. Yani sanatçı sıradışı, alışığın dışı ama halkıyla ruhta uyumlu bir rotada olmalıdır. Son albümünüze tepkileri değerlendirdikten sonra..yakın gelecekte tekrar bir proje ile dinleyicilerinizle bütünleşme imkânınızın koşulları ne durumda?... Ya da bu seferki projenin dokusunda neler var genel hatlarıyla dinleyicilerinize bilgi verebilir misiniz? -- Son albümüm siyasi ortamın hegamesine kurban oldu diyebilirim. Müzik kalitesi olarak bence yarınlarda kesinlikle yerini bulacak, ama yaşadığımız siyasal, savaş ve kurumsal sıkıntılar bu çalışmamın hak ettiği yankıyı bulmamasına neden oldu. Müziğimi seven hevalerimden olumlu tepkiler aldım. Rotindayı hep bir yanıyla tanıyanlar ise biraz uçuk buldular. Sevdamı işlemiştim bu çok anlaşılmadı, belki bununda payı var. Evet su an YA STAR projesini çalışıyorum ve çok güçlü kadın sesleriyle bu doruklaşacak. Beser Şahin, Sakine Zagros, Zelal, Ayfer Düztaş, Meral gibi rekli yorumcular bu bestede buluştu, büyük festivalde halkımızla buluşacağız. Ardından yeni bir projem daha var ama bu süpriz olack, ama halkımız kesinlikle çok beğenecek ve çok şaşıracak bir proje bu. 2008 yılını sonlarında bu projeyle halkımın karşısına çıkacağım. Komalenciwan & Rojaciwan sitesi için ne düşünüyorsunuz? -- Büyük bir boşluk dolduran ve de arayışları, güzellikler, sevdalar olması gereken bir sitedir. Her zaman olmasa da çoğu zaman her bir köşesini okuduğum sitedir. Başarıların devamı beni çok mutlu edecektir. Rojaciwan&Komalenciwan üyelerine neler söylemek istersiniz? -- Ülkemizi, güzel dilimizi, Önderliğimizi, gerilla yaşamın her bir köşeye, her bir insana taşıyın derim. Serkeftın be dawi ji were be. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? -- Başta halkımız, kurumlarımız ve zengin işadamlarımız, lütfen güçlü yorumları olan bu sanatçılarımıza yardım ve destek sunun ki, Kürt müziği hak etiği doruğa yeniden yükselsin. Rojaciwan ailesi olarak bizimle söyleşi yapma imkânını verdiğiniz için teşekkürlerimizi sunuyoruz. Çalışmalarınızda başarılar. -- Ben teşekkür ederim, bana okuyucunuzla buluşma fırsatı tanıdığınız için. Serkeftın. Bu Röportaji hazirlanmasinda bize yardimci olan Firat Penaber üye Hevala teşekkür ederiz. | |
| | |
| | #2 |
| saol dostum | |
| | |
| | #3 |
| teşekkürler dostum... | |
| | |
| | #4 |
| Gercekten cok guzel sesi var.. sesi ve emegine haric bu adamin kisiliginden nefret ediyorum gay oldugu icin degil.. o kendi sorunu bise dedigim yok valla. Ama gercektende tedaviye ihtiyaci var. | |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvp | Son Mesaj |
| Tolga Çandar dan Hareketli bir türkü - Çay Benim Çeşme Benim | Mre | Tek Mp3 Paylaşım | 6 | 04.01.2009 00:00 |
| Rotinda - Li Te Geriyam | Odak | Silinen Konular ve Mesajlar | 2 | 29.05.2008 21:36 |
| Rotinda - Çarçella | Mum_Kokusu | Youtube & Diger Klipler | 8 | 08.05.2008 13:35 |
| ROTINDA-Li Te Geriyam | selamyoldas | Kürtçe Full Albümler | 0 | 13.03.2008 20:15 |
| Rotinda çi Bikim | dogan_63 | Kürtce Tek Mp3 Istekleri | 3 | 15.02.2008 08:18 |