![]() | |
| | ||
| | #91 |
| EN MUHIM MESELE Toprak doyurasi gozleri doymuyor Cok cok para kazanmak istiyorlar; oldurmemiz, olmemiz lazim geliyor cok cok para kazanmalari icin. Elbet de asikare yapmiyorlar bunu : renk renk fener asmislar kuru dallara, yalanlari salmislar yollara, hepsinin de kuyrugu telli pullu. Davullar dovuluyor pazar yerinde cadirlarda kaplan adam, deniz kizi, kesik bas, pembe donlu canbazlar tellerin uzerinde hepsininde yuzu gozu boyali. Aldanip aldanmamak, Iste butun mesele. Aldanmazsak : variz! Aldanirsak : yok! Nazim Hikmet 1951 | |
| | |
| | #92 |
| Bugun Pazar Bugun pazar. Bugun beni ilk defa gunese cikardilar. Ve ben omrumde ilk defa gokyuzunun bu kadar benden uzak bu kadar mavi bu kadar genis olduguna sasarak kimildamadan durdum. Sonra saygiyla topraga oturdum, dayadim sirtimi duvara. Bu anda ne dusmek dalgalara, bu anda ne kavga, ne hurriyet, ne karim. Toprak, gunes ve ben... Bahtiyarim... NAZIM HIKMET | |
| | |
| | #93 |
| Ben senden once olmek isterim. Gidenin arkasindan gelen gideni bulacak mi zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. Iyisi mi,beni yaktirirsin, odanda ocagin ustune korsun icinde bir kavanozun. Kavanoz camdan olsun, seffaf, beyaz camdan olsun ki icinde beni gorebilesin Fedakarligimi anliyorsun : vazgectim toprak olmaktan, vazgectim cicek olmaktan senin yaninda kalabilmek icin. Ve toz oluyorum yasiyorum yaninda senin. Sonra, sende olunce kavanozuma gelirsin. Ve orada beraber yasariz kulumun icinde kulun ta ki bir savruk gelin yahut vefasiz bir torun bizi ordan atana kadar... Ama biz o zamana kadar o kadar karisacagiz ki birbirimize, atildigimiz coplukte bile zerrelerimiz yan yana dusecek. Topraga beraber dalacagiz. Ve bir gun yabani bir cicek bu toprak parcasindan nemlenip filizlenirse sapinda muhakkak iki cicek acacak : biri sen biri de ben. Ben daha olumu dusunmuyorum. Ben daha bir cocuk doguracagim Hayat tasiyor icimden. Kayniyor kanim. Yasayacagim, ama cok, pek cok, ama sen de beraber. Ama olum de korkutmuyor beni. Yalniz pek sevimsiz buluyorum bizim cenaze seklini. Ben olunceye kadar da Bu duzelir herhalde. Hapisten cikmak ihtimalin var mi bugunlerde? Icimden bir sey : belki diyor. 18 Subat 1945 Piraye Nazim Hikmet | |
| | |
| | #94 |
| 19 Yaşım Benim ilk çocuğum, ilk hocam, ilk yoldaşım 19 yaşım Sana anam gibi hürmet ediyorum edeceğim Senin ilk arşınladığın yoldan gidiyorum gideceğim Benim ilk çocuğum, ilk hocam, ilk yoldaşım 19 yaşım * Çok uzaklarda yuvarlanıyor başım Oturuyor 19 yaşım yatağımın başucunda ellerimin avucunda bana diyor ki; -- kafamızda getirelim geri o delikanlı günleri cancazım, o dehşetli güzel günleri... * Köpüklü şahlanışların dönüm yeri.. Dünyanın altıda biri; kan içinde doğuran ana.. İstasyondan istasyona yalınayak tankları kovalayarak açlıkla yarış... Şarkıların boyu kilometre ölümün boyu bir karış... * Kafkas; güneş Sibirya; kar Seslenebildiğiniz kadar ses- -lenin 24 saatte 24 saat Lenin 24 saat Marks 24 saat Engels Yüz dirhem kara ekmek, 20 ton kitap ve 20 dakika şey! .. * Ne günlerdi heheheeey onlar ne günlerdi ahbap! ! .. Çok uzaklarda yuvarlanıyor başım Duruyor karanlıkta 19 yaşım Lambayı yakıyorum ona hayretle muhabbetle hürmetle ve daha bilmem neyle bakıyorum bakışıyoruz * Yılların arkasında çırptı kanadını 'Strasroy Ploşaat' ın saat kulesi Yaşıyor herhangi bir 24 saatini Vatandaş kavgasının darülfünun talebesi; Balık çorbası, tüfek talimi, tiyatro, balet KİTAP.. Patetes kamyonu başında süngü tak bekle nöbet KİTAP... KİTAP... Madde, şuur, istismar, fazla kıymet KİTAP... KİTAP... KİTAP... Manikür; hayır, Diş fırçası; evet. KİTAP... KİTAP... KİTAP... Bu ne 24 saat bu ne 24 saattir ahbap! ! * Aşk; yoldaş, Profesör; yoldaş, Zenci; coni, Alman; Telman, Çinli; Li Ve 19 yaşım yoldaş da yoldaş, yoldaş da yoldaş, yoldaşım... Yılların arkasında yuvarlanıyor başım başım yuvarlanıyor Uzun saçlarından tutuştu yıllar yıllar yanıyor yanıyor da yanıyor... * Oku Yaz Boz Bağır Çağır! Bütün kuvvetinle nefes al... KaFanda, kalbinde etinde iskeletinde ihtilal... İhtilal; gündüz-gece Gece ormanda çam dalları yakarak, bembeyaz yusyuvarlak aya bakarak, hep bir ağızdan şarkılar söyleniyor.. Ve bu anda kuvvetli dinç bir ağrıdan gelen deli bir sevinç sıçrar atlar köpüklenir çatlar kafanda... * Haaayydaa, beyaz orduları dumanlı ufuklar gibi önüne katan bir kızıl süvarisin, bir kızıl süvariyim, bir kızıl süvariyiz, bir kızıl, , , , , Geçti üç yıl Ey benim 19 yaşım, Ormanda çam dalları yaktığımız hep bir ağızdan şarkılar söyleyerek aya baktığımız gecelerin üstünden........ Ben yine söylüyorum aynı şarkıları Döndürmedi rüzgar beni havada yaprağa, ben kattım önüme rüzgarı... Ve sen ki en yıkılmazları yıkabilirsin, gözüme bakabilir elimi sıkabilirsin... Ve sen ki... Sen, BENİM İLK ÇOCUĞUM, İLK HOCAM, İLK YOLDAŞIM 19 YAŞIM | |
| | |
| | #95 |
| hazırlanmıştı ki devin, yapamazdı yapısını, çalamazdı kapısını bahçesinde ebruliiii hanımeli açan evin. O mavi gözlü bir devdi. Minnacık bir kadın sevdi. Mini minnacıktı kadın. Rahata acıktı kadın yoruldu devin büyük yolunda. Ve elveda! deyip mavi gözlü deve, girdi zengin bir cücenin kolunda bahçesinde ebruliiii hanımeli açan eve. Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev, dev gibi sevgilere mezar bile olamaz : bahçesinde ebruliiiii hanımeli açan ev.. NAZIM HİKMET RAN | |
| | |
| | #96 |
| Seviyorum seni Ekmeği tuza banıp yer gibi Geceleyin ateşler içinde uyanarak Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi Ağır posta paketini neyin nesi belirsiz Telaşlı,sevinçli,kuşkulu açar gibi Seviyorum seni Denizi ilk defa uçakla geçer gibi İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık İçimde kımıldayan birşeyler gibi Seviyorum seni "Yaşıyoruz çok şükür" der gibi... Nazım Hikmet | |
| | |
| | #97 |
| Dünyadan memleketinden insandan umudun kesik değil diye ipe çekilmeyip de atılırsan içeriye yatarsan on yıl on beş yıl daha da yatacağından başka sallansaydım ipin ucunda bir bayrak gibi keşke demeyeceksin yaşamakta ayak direyeceksin. Belki bahtiyarlık değildir artık boynunun borcudur fakat düşmana inat bir gün fazla yaşamak. İçerde bir tarafınla yapyalnız kalabilirsin kuyunun dibindeki taş gibi fakat öbür tarafın öylesine karışmalı ki dünyanın kalabalığına sen ürpermelisin içerde dışarda kırk günlük yerde yaprak kıpırdasa. İçerde mektup beklemek yanık türküler söylemek bir de bir de gözünü tavana dikip sabahlamak tatlıdır ama tehlikelidir. Tıraştan tıraşa yüzüne bak unut yaşını koru kendini bitten bir de bahar akşamlarından. Bir de ekmeği son lokmasına dek yemeyi bir de ağız dolusu gülmeyi unutma hiçbir zaman. Bir de kim bilir sevdiğin kadın seni sevmez olur ufak iş deme yemyeşil bir dal kırılmış gibi gelir içerdeki adama. İçerde gülü bahçeyi düşünmek fena dağları deryaları düşünmek iyi durup dinlenmeden okumayı yazmayı bir de dokumacılığı tavsiye ederim sana bir de ayna dökmeyi. Yani içerde on yıl on beş yıl daha da fazlası hattâ geçirilmez değil geçirilir kararmasın yeter ki sol memenin altındaki cevahir. | |
| | |
| | #98 |
| BEN İÇERİ DÜŞTÜĞÜMDEN BERİ Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya. Ona sorarsanız: “Lâfı bile edilmez, mikroskobik bir zaman.” Bana sorarsanız: “On senesi ömrümün.” Bir kurşun kalemim vardı ben içeri düştüğüm sene. Bir haftada yaza yaza tükeniverdi. Ona sorarsanız: “Bütün bir hayat.” Bana sorarsanız: “Adam sen de, bir iki hafta.” Katillikten yatan Osman, ben içeri düştüğümden beri, yedi buçuğu doldurup çıktı, dolaştı dışarlarda bir vakit, sonra kaçakçılıktan tekrar düştü içeri, altı ayı doldurup çıktı tekrar, dün mektup geldi, evlenmiş, bir çocuğu doğacakmış baharda. Şimdi on yaşına bastı, ben içeri düştüğüm sene, ana rahmine düşen çocuklar. Ve o yılın titrek, ince, uzun bacaklı tayları, rahat, geniş sağrılı birer kısrak oldular çoktan. Fakat zeytin fidanları hâlâ fidan, hâlâ çocuktur. Yeni meydanlar açılmış uzaktaki şehrimde ben içeri düştüğümden beri. Ve bizim hane halkı bilmediğim bir sokakta görmediğim bir evde oturuyor. Pamuk gibiydi, bembeyazdı ekmek ben içeri düştüğüm sene. Sonra vesikaya bindi, bizim burda, içerde, birbirini vurdu millet yumruk kadar, simsiyah bir tayın için. Şimdi serbestledi yine, fakat esmer ve tatsız. Ben içeri düştüğüm sene İKİNCİSİ başlamamıştı henüz. Daşav kampında fırınlar yakılmamış, atom bombası atılmamıştı Hiroşima’ya. Boğazlanan bir çocuğun kanı gibi aktı zaman. Sonra kapandı resmen o fasıl, şimdi ÜÇÜNCÜDEN bahsediyor Amerikan doları. Fakat gün ışıdı her şeye rağmen ben içeri düştüğümden beri. Ve “Karanlığın kenarından ONLAR ağır ellerini kaldırımlara basıp doğruldular” yarı yarıya. Ben içeri düştüğümden beri güneşin etrafında on kere döndü dünya. Ve aynı ihtirasla tekrar ediyorum yine, ben içeri düştüğüm sene ONLAR için yazdığımı: “Onlar ki toprakta karınca suda balık havada kuş kadar çokturlar, korkak, cesur, cahil, hakîm ve çocukturlar, ve kahreden yaratan ki onlardır, şarkılarımda yalnız onların mâceraları vardır.” Ve gayrısı, meselâ benim on sene yatmam, lâfü güzaf. nazım hikmet.... | |
| | |
| | #99 |
| YATAR BURSA KALESİNDE Sevdalınız komünisttir, on yıldan beri hapistir, yatar Bursa kalesinde. Hapis ammâ, zincirini kırmış yatar, en âlâ mertebeye ermiş yatar, yatar Bursa kalesinde. Memleket toprağındadır kökü, Bedreddin gibi taşır yükü, yatar Bursa kalesinde. Yüreği delinip batmadan, şarkısı tükenip bitmeden, cennetini kaybetmeden, yatar Bursa kalesinde. (1947) NAZIM HİKMET RAN... | |
| | |
| The Following User Says Thank You to detina For This Useful Post: |
| | #100 |
| EkLediginiz siirLerin daha once bu konuda ekLenmemis oLmasina dikkat ederek ekLeyeLim arkadasLar... KatkiLarin icin tesekur ederim detina.. | |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvp | Son Mesaj |
| """"""Gafffurrr 12 adet video indiirrr"""""""" | <METEHAN> | Cep Telefonu Temaları ve Videoları | 22 | 08.12.2008 21:17 |
| PANİK---""""ALMAYAN BÖYLE OLSUN""""(napim albümün adı bu) | matrast66 | Silinen Konular ve Mesajlar | 29 | 01.05.2008 03:39 |
| Nazım Hıkmet Rubai | KAPLAN18 | Şiirler | 1 | 20.04.2008 16:17 |
| Nazım Hıkmet Postacı | KAPLAN18 | Şiirler | 2 | 20.04.2008 16:14 |