![]() | |
| | ||
![]() |
| | Seçenekler |
| | #1 |
| Bakış Açısı Dr. Paul Rusken, öğrencilerine yaşlanmanın psikolojik belirtilerini öğretirken onlara şu olayı okur : " Hasta ne konuşuyor, ne de söylenenleri anlıyor. Bazen saatlerce anlaşılmaz şeyler geveliyor. Zaman, yer ya da kişi kavramı yok. Yalnız, nasıl oluyorsa, kendi adı söylendiğinde tepki veriyor. Son altı aydır onun yanındayım, ne görünüşü için bir çaba sarf ediyor ne de bakım yapılırken yardımcı oluyor. Onu hep başkaları besliyor, yıkıyor ve giydiriyor. Dişleri yok, yiyeceklerin püre halinde verilmesi gerekiyor. Gömleği salyalarından dolayı sürekli leke içinde. Yürümüyor. Uykusu sürekli düzensiz. Gece yarısı uyanıp çığlıklarıyla herkesi uyandırıyor. Çoğu zaman mutlu ve sevecen, fakat bazen ortada bir sebep yokken sinirleniyor. Biri gelip onu yatıştırana kadar da feryat figan bağırıyor." Bu olayı okuduktan sonra, Rusken öğrencilerine böyle birinin bakımını üstlenmek isteyip istemediklerini sorar. Öğrenciler bunu yapamayacaklarını söylerler.Rusken, kendisinin bunu büyük bir zevkle yaptığını ve onların da yapması gerektiğini söyleyince öğrenciler şaşırırlar.Daha sonra Rusken hastanın fotoğrafını dolaştırmaya baslar. Fotoğraftaki doktorun altı aylık kızıdır. Dr. Rusken, Amerikan Tip Birliği Dergisindeki makalesinde,(günümüzde çok yaşandığı gibi ) gülünç bir yanlış anlamanın insana nasıl tamamen farklı bir perspektif kazandıracağını anlatmaktadır. Belki de hayatta yaşadığımız birçok şey bize önyargılarımız ve bakış acılarımız tarafından dayanılmaz ve zor gözükebilir... " Ellen Olein " | |
| | |
| ^^ Asi ^^ Kullanicisinin Bu mesaj'ina 2 üye tesekküpr etti: |
| | #2 |
| Beni ben yapan ben ! Dervişin biri, yine uzun bir yolculuğa doğru yola çıkmış. Yolun onu nereye götürdüğünü bilmeden, aradığını bulup bulmadan, günlerce gecelerce yürümüş. En nihayetinde bir dağın eteklerinde kurulu bir köye varmış. Oradaki köylüler o gece dervişi konuk edip, ağırlamışlar. Derviş de, bu misafirperverlik karşısında onlara borcunu ödemek için bir, iki gün orada kalıp onlara işlerinde yardım etmeye karar vermiş. Ertesi sabah köylülerle beraber hasadı toplamak için tarlaya gitmiş. Bütün gün onlarla beraber çalışmış durmuş. Akşam vakti olup da eve dönerlerken, derviş yol kenarında, bir ağacın dibine oturmuş ağlayan bir adam görmüş. Merakla hemen yanına gitmiş. “Neden ağlıyorsun orada öyle, ey köylü” diye sormuş. Köylü, kafasını kaldırıp şöyle bir dervişe bakmış ve yeniden ağlamaya devam etmiş. Derviş bir müddet daha bu çaresizce ağlayan genç adama baktıktan sonra yanına oturmuş ve “sen anlat yinede” demiş. Bunun üzerine köylü; “hiçbir şeyim yok benim, sahip olduğum hiçbir şey yok. Hiçbir şey değilim ben” demiş. Derviş onu iyice dinleyip, uzunca bir süre düşündükten sonra; “Çok mu bir şeydin ki, böyle hiçbir şey oldun” demiş. “Nasıl yani? Anlamadım...?” diye yanıtlamış onu köylü. “Çok mu gurur, kibir sahibiydin de, böylece de iyice sendin?” “Ben...ben...bilmiyorum. Herkes kadar övündüm kendimle.” “Herkesten sana ne! Eğer senin yolun başkaysa, kimsenin metodu uymaz sana. Onlar övünür övünür büyür de, sen övünür övünür küçülürsün. İşte o zaman, yaşam sana yardım eder. Kendini başkaları gibi sanıp, onlar gibi davranma diye sana seni hatırlatır. Herkes kadar övünme diye... Gurur, kibir sahibi olma diye... Hepsini terk et de, en nihayetinde sen, sen ol diye! Seni, sen yapan seni terk etmeden, nasıl sen olacaksın peki?” Köylü öylece dikkatle dervişi dinledikten sonra, yüzündeki o az anlamış ifadeyle dervişe bakmış. Bunun üzerine derviş; “İnsanın kendi içinde öyle büyük bir ben’i var ki. Ve büyümeyi de öyle çok seviyor ki... Tüm o gururu, kibri ondan; en sonunda en büyük ben olayım diye... Ama hiç bilmiyor ki, bazen en küçük olan en büyüktür. Çünkü o en büyükten, en küçük olana dek ne emekler, ne uğraşlar vermiştir. Ne çabalar sonunda üzerindeki o fazlalıkları atıp, yalın olmuştur. Yani benim sana diyeceğim, hani şimdi benim hiçbir şeyim yok diye üzülüyorsun ya, sevin! Çünkü ne kadar azsan, o kadar çoksundur. Sahip oldukların azaldıkça, kendi içindeki gerçek değerlere başvurursun sana yardım etsinler diye. Onlara başvura başvura da, bir gün sen, sen olursun. Ama sahip oldukların arttıkça da, onların gücüyle, gururuyla, kibriyle yaşar olursun. Kendi gücünü bilmeden. Şimdi sen söyle, ey köylü! Hangisi daha kıymetli? Azken çoğalmak mı, çokken azalmak mı? Yaşam sana bu güzel dersi veriyor, seni o değerde görüyorsa, bunun kıymetini bilesin.” demiş ve köylünün yanından ayrılmış. Köylü ağlaması kesildikten sonra dervişin dediklerini derin derin düşünmeye başlamış. Ve böyle bir günde, karşısına dervişi çıkarıp yol gösterdiği için Tanrı’sına şükretmiş. Not:Malum hepimizin hayata karsı bir durşu vardır , buna göre belirleriz olaylar karsısındaki davranıslarımızı ve cogu aslında bır genelleme gibıdır , farklılıklar az bulunur... Sizin bakış açınız nasıl peki ??? Sizce bakmakla görmek arasında ne gibi bir bagıntı var ve en anlaşılır ve düzgün anlaşılabilirlik nasıl meydana gelir... | |
| | |
| ^^ Asi ^^ Kullanicisinin Bu mesaj'ina 2 üye tesekküpr etti: |
| | #3 |
| paylaşım için tşkler ![]() ![]() : | |
| | |
| | #4 |
| tavuk suyuna çorba kitabında var bu hikaye... | |
| | |
| | #5 |
| Asi sen nereden buluyorsun bunları.harikasın | |
| | |
| | #6 |
| BAKMAK VE GÖRMEK... Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğunu kendi kendine sormaya başlamış. Bulduğu hiçbir cevap ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş... Ama aldığı cevaplar da ona yetmemiş. Fakat mutlaka bir cevabı olmalı diyormuş.. Ve dolaşıp herkese bunu sormaya karar vermiş... Köy, kasaba, ülke dolaşmış bu arada zaman da durmuyor tabi ki. Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona - "Şu karşıki dağları görüyor musun, orada yaşlı bir bilge yaşar istersen ona git belki o sana aradığın cevabı verebilir. " demişler. Çok zorlu bir yolculuk sonunda Bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam. Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye “Hayatın anlamının ne olduğunu" sormuş ... Bilge sana bunun cevabını söylerim ama önce bir sınavdan geçmen gerekiyor demiş... Adam kabul etmiş... Bilge bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içine de silme bir şekilde zeytinyağ doldurmuş. Şimdi çık ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel... Yalnız dikkat et kaşıktaki zeytinyağ eksilmesin, eğer bir damla eksilirse kaybedersin.. Adam gözü çay kaşığında bahçeyi turlayıp gelmiş. Bilge bakmış evet demiş kaşıkta yağ eksilmemiş, peki bahçe nasıldı(!) Adam şaşkın... Ama demiş ben kaşıktan başka bir yere bakmadım ki... Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel, demiş Bilge... Adam tekrar bahçeye çıkmış gördüğü güzellikler büyülemiş muhteşem bir bahçedeymiş çünkü... Geri geldiğinde bilge, adama bahçe nasıldı diye sormuş... Adam gördüğü güzellikler karşısında büyülendiğini anlatmış.. Bilge gülümsemiş, ama kaşıkta hiç yağ kalmamış demiş ve eklemiş ; -Hayat senin bakışınla anlam kazanır ya sadece bir noktayı görürsün hayatın akıp gider sen farkına varmazsın...Ya da görebileceğin tüm güzelliklerin tam ortasında hayatı yaşarsın akıp giden zamanın anlam kazanır... "Hayatının anlamı senin bakışlarında gizli" Yani nasıl bakarsak, nasıl görürsek ya da nasıl görmek istersek hayat öyle anlam kazanıyor. Bakmak değil ama belki görmek istediğimizce. Sevgiyi, sevdayı, dostluğu,anlayışı ve daha çoğunu sayamadığımız belki de fark etmediğimiz güzellikleri gördüğümüzde anlam kazanıyor hayat. Oysa görmek istememek, ya da hayata at gözlükleriyle bakmak kaşıktaki zeytinyağı dökmemek adına bir şey. Ama sadece BİR şey… Fakat eminim ki yaşamak istediklerimiz çok şey, yada çok şey olmalı.. Gülen gözlerle başlanan bir sabahın ardından, paylaşmaya sevgiye, dostluğa dair ne varsa yaşamak kaşıktaki zeytinyağını dökmek pahasına güzelliklerin farkına vararak doyasıya yaşamak hayatın anlamı… aslında kısacası bakmakla ve görmenin ayırdımına varabilmek belki de… | |
| | |
| ^^ Asi ^^, Tesekkür Edenler: |
| | #7 |
| Teşekkürler.. | |
|
| | #8 |
| Ellerine sağlık.. İyi geldi gecenin bu saatinde. | |
| | |
| | #9 |
| Paylaşım için sağol | |
| | |
| | #10 |
| mükemmel paylaşımlar ellerinize sağlık | |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvpl | Son Mesaj |
| Bakış Açısı | CP Robot | Cayburg Forum Arsivi | 1 | 09.09.2008 21:15 |
| Bakış Açısı - Vantange Point (2008) [mp4] | Siyabênd | Yabancı Film Paylaşımları | 2 | 23.04.2008 17:32 |
| Irkçılığa Farklı Bir Bakış Açısı | apriyati | Resimler-Videolar-Animasyonlar | 8 | 17.04.2008 19:44 |
| Bakış Açısı · Vantage Point (2008) | CP Robot | Cayburg Forum Arsivi | 0 | 04.04.2008 02:00 |
| Bakış Açısı (Vantage Point) | CP Robot | Cayburg Forum Arsivi | 1 | 21.03.2008 02:44 |