![]() | |
| | ||
| | #1 |
| PANiK ATAK !!! Panik Atak, başta [For Members][Üye Özel] olmak üzere birçok psikiyatrik bozuklukta ve bazı fiziksel hastalıklarda görülen yoğun korku, kaygı, yoğun endişe karışımı bir nöbettir. Günümüzün değişken, oynak yaşam ortamlarında, yaşam kaygılarının artması, maddi ve manevi kaos ile belirsizlik durumunun yarattığı “hiçlik duygusu”nun çoğalmasıyla paralellik gösteren panik atak, tüm dünyada toplum sağlığını tehdit eder boyuta gelmiş durumdadır. Uzmanlar tarafından “psikolojik bir sendrom” olarak tarif edilmesine karşın, hasta, çoğunlukla yaşadıklarının gerçekten fiziksel kaynaklı sorunlar olduğunu ama kimsenin hastalığının gerçek sebebini bulamadığını düşünmektedir. Doktorların hastanın durumuna “psikolojik” tanısı koymasının ardından, bu kere bilinçsiz hasta yakınlarının tavrı hastaya zarar vermektedir. Panik atağın önemsiz bir sorun olduğunun düşünülmesi ve kişiye “hastalık hastası” yakıştırmasının yapılması panik ataklı hastanın durumunu zorlaştırmaktadır. Kendisini yalnız ve çaresiz hisseden hasta ise kısır döngü içüne girmektedir.:74: ![]() ![]() ![]() Hastalığın başlangıç yaşı değişkenlik göstermektedir. Çoçuklarda çok nadir ortaya çıkan hastalığın ilk ortaya çıkış yılları 18-25 yaş arasıdır. Hastalık 30-40’lı yaşlarda yüzünü ciddi biçimde göstermektedir. Panik atağın genetik olup olmadığı konusunda herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Panik atak krizi geldiğinde 5-45 dakika sürmekte ve şiddeti hastadan hastaya değişmektedir. Panik atak hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir hastalıktır. Krizler ve ölüm korkusu gibi nedenlerle hasta evde tek başına kalamamak, tek başına dışarı çıkamamak gibi olumsuzluklarla karşılaşmaktadır. Sürekli başına kötü bir şey geleceği ve yabancıların ona yardım etmeyeceğinden korkan bazı hastalar mesleklerini sosyal hayatlarını bırakmak zorunda kalabilmektedirler. Korkuların ve yaşananların ciddiye alınmaması ise ailevi ilişkilerin zedelenmesine dahi yol açabilmektedir. İzole bir hayat yaşayan hastaların durumu ise ağırlaşmaktadır. Belirtileri
Panik atak tedavisindeki en büyük sorun hastanın fiziksel bir rahatsızlığı olduğuna inanması ve bu nedenle psikolojik desteği geç aramasıdır. Yapılan araştırmalar, panik atak tanısı konulan hastaların yüzde yetmişinin hastalığın ne olduğunu bulmak için en az on doktora gittiğini göstermektedir. Birçok defa tam sağlık denetimi (check-up) yaptırmış ve gereksiz bir sürü ilaç kullanmış olan hasta doğru yere geldiğinde panik atak teşhisi koymak ise kolay olmaktadır. Sadece psikiyatristler tarafından tedavi edilen ve dönem dönem ilac kullanılmasını da gerektiren tedavi aşamasında hastanın doktoruna güvenmesi çok önemlidir. Güven duyulan ve rahat hissedilen bir uzmana gidilmesi tedavi sürecini hızlandırabilmektedir. Tedavi sırasında nefes ve rahatlama egzersizleri, atağın üstüne gitme teknikleri ve kas gerginliğini yok etmeye yönelik alıştırmalar hastaya öğretilmekte ve uygulanmaktadır. Panik atağın bir hastalık olduğu kavranmalı, buna göre tedaviye devam edilmelidir. linkler --> [For Members][Üye Özel] [For Members][Üye Özel] [For Members][Üye Özel] [For Members][Üye Özel] [For Members][Üye Özel] [For Members][Üye Özel] [For Members][Üye Özel] [For Members][Üye Özel] [For Members][Üye Özel] [For Members][Üye Özel] [For Members][Üye Özel] [For Members][Üye Özel] Lütfen Panik Atakla ilgili yasadiklarinizi buraya ekleyin, rica ediyorum. ![]() Aniden ortaya çıkan sıkıntı ya da korku nöbeti olarak tanımlanan panik atak, hastayı sosyal hayattan koparıp eve bağımlı hale getiriyor. Hastalık, kırsal bölgelerde daha nadir görülürken, kentlerde görülme sıklığı giderek artıyor Kent yasamının getirdiği hastalık Modern yaşamın getirdiği hastalıklardan biri olan panik atak, gün geçtikçe artıyor. Araştırmalarda ABD'de her 4 kişiden birinde, Türkiye'de ise her 100 kişiden 4'ünde panik atak rahatsızlığı görülüyor. Evli kişilerde bekarlardan daha az rastlanırken, dul ve boşanmışlarda ise evlilere oranla yaklaşık 4-5 kat daha sık görülüyor. Beklenmedik zamanlarda ortaya çıkabilen panik atak, 'fiziksel belirtilerle seyreden psikolojik bir sendrom' olarak tarif ediliyor. Panik atak hastalarının yaşadıkları endişe ve korkuyu en yakınlarındaki kişiler dahi anlayamıyor. Panik atak, tedavisi olan bir rahatsızlık. Ancak tedavi süreci uzun ve dikkatli takip istiyor. International Hospital Uzman Doktoru Ali Ayas, panik bozukluğuyla ilgili sorularımızı cevapladı: Panik atak nedir? Çoğu kez fiziksel belirtilerle ortaya çıkan, korku ve endişe yaratan bir ruhsal hastalık ve aniden hissedilen ciddi bir korku olarak tanımlanabilir. Fiziksel sorunlar, hepimizde endişe ve panik yaratıyor. Panik duygususun korkudan farkı, korkuda belli bir nesne, durum vardır. Ama panik atakta durum daha farklı. Panik atak bazen dinlenirken, bazen uykuda, bazen televizyon izlerken, minibüste başınıza gelebiliyor. Her zaman bir neden olması gerekmiyor. Korku ve endişeden kasıt, kalp krizi geçirdiğini düşünen panik ataklı bir bireyin gerçekten kalp krizi geçirmiş birinden daha yüksek korku yaşamasıdır. Bu, hastalığın doğasından kaynaklanıyor. Ortada uyarıcı bir neden olmadan hepimizin korku anında yaşadıklarını yaşıyorlar. Evet. İnsan bedeninin tehlikeyle karşılaştığında kendisini koruması için kurduğu belli bir sistem var. Vücut, strese karşı ya mücadele eder ya da kaçar. Bu sistem harekete geçtiğinde göz kaslarımız farklı çalıştığı için etraftaki ışıkları ve renkleri farklı görebiliriz. Hızlı soluk alıp veririz. Bu nedenle kanın kimyası değişir, uyuşmalar, baş dönmeleri meydana gelebilir. Tüylerimiz diken diken olur, kulağımızda çınlamalar duyarız. Tüm bunlar aslında doğanın bize verdiği ve bizim işimize yarayan savunmalarımız, fakat bu savunma sistemi şu an sebebini ne olarak bilmediğimiz nedenlerle, panik atak hastalarında bozuluyor. Ortada hiçbir sebep yokken, bu sistem çalışmaya başlıyor. Panik atak modern çağın bir hastalığı mı, eskiden beri var mıydı? Psikiyatrinin bu hastalığı panik atak demesi en fazla 25 yıl öncesine dayanıyor. Hayat şartları değiştikçe, kentleşme oranı arttıkça, ruhsal rahatsızlıklarda artış oldu ve insanlar daha kolay psikiyatriste ya da psikoloğa gitmeye başladı. Artık televizyon dizilerinde bile panik atak rahatsızlığının adı geçiyor. Bir hasta, ayda ortalama kaç kere panik atak geçirebilir? Günde birkaç kereden, ayda birkaç kereye, hatta yılda birkaç kereye kadar düşebilir. Ama yılda 1-2 kez atak geçiren biri de, bu atakları çok kötü yaşadığı için tüm bir yılı hep atak geçirecekmiş hissi ile yaşayabilir. İLK ATAK 16 YAŞINDA HER panik atak geçiren panık bozukluğu hastası değildir. Çünkü toplumun yüzde 25'i hayatının bir bölümünde en az bir kere panik atak geçiriyor. İlk ataklar en çok 16-20 yaşlarında görülüyor. Ama hasta bunu yetişkin yaşlarda fark edebilir. Tedavi için başvuranların yaşı daha yüksek oluyor. İşte panik atak geçirirken akla gelen negatif düşünceler: Kalp krizi geçiriyorum Ölmek üzereyim Tıkanmaktan öleceğim Aklımı yitirmek üzereyim Kendimden geçiyorum Nefes alamayacağım Felç olabilirim Kontrolümü kaybediyorum Tansiyonum çok yükseldi ve beyin kanaması geçirmek üzereyim Vücudun 'savunma atağı' Prof. Dr. Arif Verimli, ülkemizde anksiyete bozukluklarının görülme oranının yüzde 15 civarında olduğunu, bunun yüzde 3-4 oranındaki kısmını panik bozukluğun oluşturduğunu ve panik atağın ülkemizde çok yaygın görülen psikiyatrik hastalıklardan olduğunu söyledi. Prof. Dr. Verimli, hastalığın nedenlerini şöyle sıraladı: Biyolojik faktörler: Panik atakla ilgili yapılan araştırmalar paniğin biyolojik kökenlerini ortaya çıkardı. Beyin yapısı ve beyin işlevlerinde bir dizi biyolojik anormallikten dolayı panik oluştuğu saptandı. Genetik faktörler: Birçok araştırmada panik bozukluk hastalarının birinci dereceden akrabalarında panik bulunma riski diğerlerine göre 4 ila 8 kat daha fazla çıktı. Ayrıca bir başka çalışmada panik bozukluğun tek yumurta ikizlerinde çift yumurta ikizlerine göre daha sık görülebildiği kanıtlandı. Psikososyal etkenler: Panik bozukluk anne-baba davranışının modellenerek öğrenilmesi şeklinde oluşuyor. Psikanalitik kuramlar ise; panik atağı, anksiyeteye yol açan dürtülere karşı bedenin ortaya çıkardığı bir savunma olarak açıklıyor. Kalp atışları hızlanır İşte atağın fiziksel belirtileri: Mideye bir şey çökme hissi Avuç içlerinde terleme Vücutta sıcaklık hissetmek Hızlı ve şiddetli kalp atışları Ellerde titreme Soğuk ve ıslak eller Diz ve bacaklarda güçsüzlük veya esneklik İç titremesi, titreme Ağız kuruluğu Boğazda yumruk hissi Göğüste basınç Hızlı nefes alıp verme Bulantı veya ishal Baş dönmesi, sersemlik, göz kararması Rüyada gibi hissetmek Açık ve net düşünememek Bulanık görme Vücudun kısmen felce uğradığı duygusu Ayrılma ya da hayal gibi hareket etme duygusu Çarpıntılar veya düzensiz ve hızlanan kalp atışları nl Ellerde, ayaklarda ve yüzde karıncalanma Göğüs ağrısı Bayılma hissi ![]() PANİK ATAK TEDAVİ GEREKTİRİR ![]() İSTANBUL - Anadolu Sağlık Merkezi’nden Psikiyatrist Dr. F. Tuna Burgut, toplumun büyük bir kısmını ilgilendiren panik atak ile ilgili bilgi verdi. Panik atak, aniden başlayan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleri olarak tanımlanır. Panik atak geçiren bir insanın hayatı dramatik olarak değişir. Hasta kontrolünü kaybettiği, ölmek üzere olduğu, yada aklını kaçırmak üzere olduğunu hisseder. Panik atak vücutta hızlı ve complex değişikliklere sebep olur. Panik atağın o anda sebep olduğu bir çok organ fonksiyonundaki değişiklik, geçirilen bir kaza ya da ağır bir zehirlenmedeki değişikliklerden daha fazla bile olabilir. Panik atak kesinlikle bir hastalıktır ve tedavi gerektirir. Ara ara gelişen bir durum olmasına rağmen tedavi edilmediğinde ‘atak’ların sıklığı artabilir ve beraberinde depresyon gibi, genel endişe halleri gibi başka psikiyatrik hastalıklara sebep olur. Hastalar ataklar arasında gergin ve huzursuz olurlar ve her an yeni bir atak gelişebilir korkusuyla bir genel endişe durumu geliştirir ki buna ‘beklenti anksiyetesi’ adı verilir. Hasta evden çıkamamaya, yalnız kalamamaya başlar ve hayatı felç olur. Panik atakların nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte genetik etkileşimin olduğu düşünülür. Panik ataklar kadınlarda erkeklerde olduğundan iki kat daha fazla görülür. Toplumda her 100 kişiden 3-4 kişi ya panik atak hastalığı geçirmiş ya da halen bu hastalığı yaşamaktadır. Panik atak psikiyatristlerin gördüğü en sık hastalık gruplarındadır nitekim depresyondan bile daha sık görülen bir durumdur fakat ne yazık ki hastaların tedavisi için en geç başvurduğu hastalıklardan da biridir. Panik atak semptomları genelde 25’inden önce başlar. Çocuklarda da görünebilir, fakat ne yazık ki daha ileri bir yaşa kadar teşhis konulmaz. Hastanın ilk önce teşhisi konulmalıdır. Panik atak hastaları ilk önce genelde hastanelerin acil servislerine göğüs ağrısı, nefes alamama gibi şikayetlerle gittikleri için, bir çok tıbbi testlerden geçerler. Kalp, akciğer ile ilgili vs ‘medikal’ bir hastalık olmadığını anlayan hekimler hastayı taburcu ederler ve hasta bir sonraki nöbette kadar tedavi aramazlar. Fakat panik hastalarının çektiği acı ve güçlük düşünüldüğünde, panik ataklarının da kesinlikle ‘acil’ bir durum olduğu ve hemen teşhis edilip doğru tedaviye yönlendirmenin visal olduğu anlaşılmalıdır. Bu açıdan hem doktorları hem de hastaları psikiyatrik hastalıklar açıdan eğitmek büyük önem taşır. Hastanın ailesinin de hem hastayı anlayabilmesi, hem de tedavi sürecinde destek verebilmesi acısından eğitilmesi önemlidir. Panik bozukluğu tedavisi mümkün bir hastalıktır. Bu ilaç tedavisi ya da psikoterapi olmak üzere iki büyük başlık altında toplanabilir. En iyi tedavi hem ilaç, hem de terapinin beraber yapıldığı bir tedavi sürecidir. Bunun yanında gevşeme egzersizlerinin de hastaya öğretilmesinde fayda vardır. Panik atakları sırasında ilaç kullanımın pek faydası olmaz. Doğru ilaç seçimi, uygun süre ve dozların kullanımı atakların tekrarlanmasını önler. Terapi yöntemleri de ataklara sebep olan duyguları ve düşünceleri inceleyerek uzun vadede panik atakları azaltır veya tamamen ortadan kaldırır. Hayatımızdaki stresin yükünun, vücudumuzun strese karsı reaksiyonunun, erişkin hayat şeklimizin, çocukluğumuzda büyüdüğümüz çevrenin, genetik faktörlerin ve düşünme patenlerimizin hepsi, hayatta endişe ve panik bozukluklarına ne kadar yatkın olup olmadığımıza belirleyici rolleri vardır. Bunlar arasında genetik faktörlerimizi ve çocukluğumuzdaki travmaları değiştiremiyeceğimize göre, erişkin hayattaki hayat şeklimizi, düşünce patenimizi, altına girdiğimiz stresi ve vücudumuzun direncini üzerinde durmalıyız. Hayatımızda bize kısa ve uzun vadede strese sokan faktörleri belirlemekte fayda var ve bunları yine kısa ve uzun vadede tamamen değiştiremezsek de hafifletme yolları aranmalıdır. Bunun yanında vücudumuzun strese olan reaksiyonunu azaltmak ve direncini arttırmak amacıyla günlük egzersiz, dengeli beslenme ve uyku çok önemlidir. Günlük relaxasyon egzersizleri, nefes alıp verme egzersizleri, yoga ve benzeri bir çok fiziksel rahatlama şekilleri vardır ki kişinin deneyerek kendisine en uygun olanı seçebilir. Düşünce patenlerimizi öğrenmek ve gerektirdiğinde değiştirmek, olgunlaştırmak da anksiyeteye olan yatkınlığımızı azaltmaktaki en önemli faktörlerden biridir. Düşünce seklimizi belirleyen bir çok faktör vardır ki değiştirmek hemen ve kolay bir is değildir. Nitekim aldığımız eğitimimizin, çocukluğumuzda büyüdüğümüz çevrenin ve hatta miras edindiğimiz genetiğimizin bunda etkisi vardır. Psikoterapi kendimizi daha iyi tanımamıza, düşünce şekilerimizin daha farkında olmamıza ve bizi anksiyete ve panik hastalıklarına yol açan ikilemlere ve düşünme şekillerine ulaşmamıza yardımcı olur. ![]() [YOUTUBE]http://youtube.com/watch?v=XxtyisoNBaI[/YOUTUBE] ![]() [For Members][Üye Özel] ya inanin cok üzüldüm bu adama, onu cok iyi anliyorum :46: | |
| | |
| cadikizffm2, Tesekkür Edenler: |
| | #2 |
| Cok Önemli bir Konu , tesekkürler böyle bir konuyu ele aldiginiz icin sayin Cadikiz | |
| | |
| | #3 |
| |
| | |
| | #4 |
| allaha şükür panik atak falan yok ama başka semptomlar var kontratak gibi | |
| | |
| | #5 |
| Panik atak tedavisi hastanın yaşadığı atakların düzeyine ve şiddetine göre değişim gösterebilir. Genel olarak panik atak tedavisinde bilişsel davranışçı terapi uygulanmaktadır. Bu terapi uygulaması ile hastalara ilk olarak ataklar sırasında onlarla başa çıkabileceği teknikler öğretilir. Bu teknikler ile hastanın ataklarını kontrol edebilmesi sağlanır. Daha sonraki aşamada hastanın yanlış bilişsel süreçleri bulunur (örneğin; alışveriş merkezi çok kalabalık oraya gidersem atak geçiririm) ve bu süreçler olumlu düşünceler ile değiştirilmeye çalışılır. Ataklarla başa çıkmayı öğrenen ve yanlış bilişsel süreçleri değiştirilen hastanın hayat kalitesi arttırılmaya çalışılır. Hasta her ne kadar iyileştiğini söylese ve gerçekten atak yaşamasa bile, beklenti anksiyetesi ile sinemaya, tiyatroya, alışveriş merkezine gitmekten korkuyorsa; atak gelecek endişesi ile hayatını kısıtlıyorsa bu rahatsızlık tamamen geçmiş diyemeyiz. Panik atak tedavisinde psikologlar ve psikiyatrlar beraber çalışabilirler. Tedavinin ilk aşamasında kişi şiddetli ataklar yaşıyorsa ve bu ataklar yüzünden evden çıkamayacak durumdaysa ilaç tedavisi uygulanmaya başlanır, daha sonra bu akut dönem atlatılınca psikoterapi'ye başlanması gerekmektedir. Panik atakta kulaktan dolma bazı yanlış bilgiler vardır. Bunlardan en önemlisi panik atağın tedavisi olmadığıdır. Bu tamamen yanlış bir bilgidir. Bazı durumlarda ataklar tedavisiz olarak kesilebilir veya yukarıda değindiğimiz gibi tedavi ile ataklar ortadan kaldırılır fakat kişinin hayatında bazı şeylerden kaçınma ile olsun, kendini yormamaya çalışma ile olsun bir şekilde hala panik atak vardır. Eğer hayatın içinde olan bu panik atak'ta ortadan kaldırılmazsa nüks etme olasılığı olabilir. Yaptığımız klinik gözlemler sonucu eğer hasta tedaviye düzenli olarak devam ediyorsa 4 - 6 ay arasında bu rahatsızlıktan büyük ölçüde kurtulmuş olur ve hastalığın normal şartlar altında tekrar nüks etmesi beklenmez. Unutulmaması gereken bir diğer önemli konuda panik atak tedavisine ne kadar çabuk başlanırsa tedavinin o kadar kolay ve çabuk sonlanacağıdır. Eğer panik atak rahatsızlığınız olabileceğinden şüpheleniyorsanız doktor doktor gezip check-up yaptırmadan önce bir psikoloğa başvurmanız en etkili çözüm olacaktır. Panik atak ile ilgili olarak ilk bilmeniz gereken panik atak nedir? Bu sorunun cevabını öğrendikten ve panik atağın ne olduğunu anlayabildikten sonra bu durumdan da kurtulabilirsiniz. Panik atak en kısa ve öz tabiri ile ani olarak ortaya çıkan endişe - kaygı nöbetidir. Bu endişe ve kaygı nöbeti kişinin vücudunda bazı fiziksel belirtilerle kendini gösterir, bu yüzden de çoğu zaman kişide yoğun bir korku ve rahatsızlık duygusu yaratır. Bu yoğun korku duygusu içinde kişi, çok kötü birşey olacağını, onun için sonun geldiğini, öleceğini veya kalp krizi geçireceğini düşünür. Bu şekilde yoğun bir korku içinde olan kişi doğal olarak o ortamdan kaçmak, uzaklaşmak ister, yardım alabileceği bir sağlık kuruluşuna gitmek ister. Çoğu zaman gidilen bir hastanede veya acil serviste herhangi bir girişimde bulunmaksızın bu belirtiler geçer ve kişi kendini iyi hisseder. Panik nöbeti sırasında aşağıdaki belirtiler görülebilir. Bu belirtilerden dört tanesinin görülmesi çoğu zaman yeterli olur. Genel olarak kişiler nöbetler sırasında bu belirtilerde 7-10 arası belirti yaşamaktadırlar. 1 -Çarpıntı, kalp atımlarını duyumsama 2 - Terleme 3 - Titreme ya da sarsılma 4 -Nefes darlığı ya da boğuluyor gibi olma 5 -Soluğun kesilmesi 6 -Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı duyma 7 -Bulantı ya da karın ağrısı 8 -Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma 9 -Derealizasyon ya da Depersonalizasyon (Dış dünya yada kendisi gerçekliğini kaybetmiş gibi hissetme). 10-Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu 11-Ölüm korkusu 12-Uyuşma ve karıncalanma duygusu 13-Üşüme ürperme ve ateş basması PANİK ATAK TÜRLERİ1-Beklenmedik ataklar: Nedensiz, birden ortaya çıkan nöbetler, Panik Bozuklukta bu tür ataklar vardır. 2-Duruma bağlı olanlar: Korkulan bir kedi, köpek veya başka bir nesneyle yada bir durum karşılığında ortaya çıkar. 3-Durumsal yatkınlık gösterilen panik ataklar: Genellikle destekleyici bir etken vardır, ama her zaman panik oluşmaz, örneğin araba kullanırken panik atak oluşmaktadır, bazen araba kullandıktan sonra atak geçirmektedir... Bazı panikataklılar eşlerinin kendilerine destek olmadıkları gibi “köstek” olduklarını ve tedavi olmalarını kabul etmediklerini söylemektedirler. Kendi pratiğimizden biliyoruz ki, eş ve aile desteği olan kişiler hastalığını daha çabuk atlatıyor. Yapılan bütün bilimsel araştırmalarda da durum böyledir…Peki, neden eşimiz hastalığımızı kabul etmez?neden tedavimize karşı çıkar? 1-Hastalığı size “konduramıyordur” 2-Her şeyiniz yolunda gidiyorsa panikatağa sebep bir durum görmüyordur.Mantıksal yaklaşıyordur.Her şeyin sizin elinizde olduğunu düşünüyordur. 3-Yapılan tıbbi tahlil ve tetkikler normal çıktığından ( ki, pa ‘da normal çıkar) hastalığınızı önemsemez, bazen “naz” yaptığınızı düşünebilir. 4-Panikatağınızdan eşinizi sorumlu tutuyorsanız, tepki olarak negatif tutum geliştirebilir. 5-Eşinizle ilişkiniz bozuksa ve her suçu onda görüyorsanız kendisini geri çekebilir. 6-Eşiniz sorumsuz ve problemliyse ,tedavi sürecinde sorumluluk almak ve kendisiyle yüzleşmek zorunda kalacağından “kaçabilir” 7-Eşiniz cimri olabilir 8-Eşinizin ekonomik sorunu vardır.Birilerinden borç alamıyor ya da almak istemiyordur. Durumu sizede yansıtamadığından ,hastalığınızı kabul etmeyip, tedaviye yardımcı olmuyordur. 9-Eşiniz hastalık, dert sevmeyen, kaçan bir insandır.Kendisine de bir şeyler bulaşır diye uzak duruyordur.Bazen siz konuşturmaz bile… 10-Ve en acısı , sizi sevmiyor, önemsemiyor ve değer vermiyordur. 11-Eşiniz “işkolik” birisiyse sizin sağlık sorununuzun onun zamanını “çaldığını”düşünüyordur… On iki yıllık psikiyatri uzmanlığı pratiğimden çıkardığım nedenleri onbir madde de topladım.Mutlaka başka nedenlerde vardır. Bana bildirirseniz kitabımda yer veririm. Sebepler bunlar da ne yapacağız? Eşimizi nasıl ikna edeceğiz? Yukarıdaki nedenlere göre ayrı ayrı çözümler üretmek gerekir.Öncelikle eşinizin hangi gerekçelerle size yardımcı olmadığını anlamaya çalışın. Eğer bilgisizse Panikatakla ilgili siteler, kitaplar, gazete yazıları-röpörtajları, broşürleri ona gösterebilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken şey şudur ; “gözüne sokarcasına, önüne atarak, kafasına vurarak; al işte gör hastalığım var mı yok mu?” tarzında yapmayın. Eşiniz daha da negatifleşir. Yayınları ortaya sağa sola koyabilirsiniz.Hiç bir şey demenize gerek yok. Eşiniz gizlice onları okuyacaktır. Siz sesinizi çıkarmadan köşede biraz bekleyin…Biraz zaman geçtikten sonra yumuşak ifadelerle tedaviye ihtiyacınız olduğunu söyleyebilirsiniz. Eşinizi mutlaka doktorlarınızla görüştürün, fakat önceden doktorunuza eşinizin tutumu hakkında bilgi verin.Eşinizi ikna etmesi için doktorun yaklaşımı çok önemlidir.Doktor eşinizle yalnız konuşsun. Çıkışta da eşinize “ anladın mı? bak sen doktordan iyi mi bileceksin? Hastalığımın var olduğunu anladın mı? “şeklinde çıkışmayın. Ekonomik sorun varsa, devlet hastanelerinin psikiyatri bölümlerinde küçük bir ücret mukabili tedavi olabilirsiniz. O kadar para da yoksa, Devlet hastanelerinin başhekimliklerine müracat ederseniz ücretsiz muayane olabilirsiniz. Anayasamızda vatandaşın sağlıklı olmasından devletin sorumlu olduğu yazmaktadır… Kendi geliriniz varsa oradan harcamanızı yapabilirsiniz. Ya da aile desteğiniz varsa eşinizin “cimrilik” sorununu aşabilirsiniz. “cebinden parası çıkmayan” bazı erkekler bunu garantiye aldıklarında tedavi konusunda size engel çıkarmazlar. Fakat bazı cimri ve aksi kocalar buna da engel olurlar. Gurur meselesi yaparlar.Başkası tedavi masrafınızı karşıladığında sizin hasta olduğunuz kanıtlanacağından istemezler.Çünkü, cimrilikleri ortaya çıkacaktır… Eşiniz hastalığınızdan sıkılıyor, hastalık-dert sevmiyorsa; ya çok hassas ve hastadır ya da çok bencildir. O zaman çok mecbur kalmadıkça ona anlatmayın.Size yürek uzatabilecek birini bulun.Aileden, arkadaşlardan, komşulardan anlayışlı, şevkatli birileri mutlaka vardır. Fakat onlara da çok “yüklenmeyin” kaçırırsınız…Sürekli hastalık-sorun anlatmak etrafınızda insan bırakmaz. Eşiniz işkolikse ondan maddi destek alın. Manevi desteği, verdiğinle yetinin. Aranızda sevgi,saygı ,güven kalmamış ve eşiniz için bir değeriniz yoksa ayrılmanız sizin için “hayırlı” olacaktır. Temelde panikatak veya depresyon sorununu siz yaşıyorsunuz. “Ateş düştüğü yeri yakar” .Etrafınızda her açıdan bundan etkilenecektir. Siz kimseyle çatışmadan, zıtlaşmadan, kavga etmeden nasıl tedavi olacağınıza odaklanın. Amacınız “bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek olsun” Sizi anlamak istemeyenlerle vakit geçirip stresinizi artırmayın. | |
| | |
| | #6 |
BEN BASARDIM! KURTULDUM PANiK ATAK dan!!!! SENDE BASARABILIRSIN!!!iNAN YETER! | |
| | |
| | #7 |
| insan hayatında en korkulası hastalıkların başında geleni kim yaşıyorsa acil şifalar diliyorum | |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvpl | Son Mesaj |
| Zarema-Atak 2008 | CraZyKanLi | ŞARKI SÖZLERİ - LYRICS | 0 | 07.04.2008 21:02 |
| Zarema Atak | *barbie* | Yerine Getirilmiş İstekler | 6 | 29.03.2008 17:53 |
| [2008]MerciLeSs - Panik Atak(07.02.08) | By_MarLBoRo | Son Cikan FULL Albümler (Genel) | 3 | 12.02.2008 12:35 |
| Çapkın Erkek Panik Atak Oluyor | CP Robot | Silinen Konular ve Mesajlar | 0 | 29.10.2007 11:20 |