![]() | |
| | ||
![]() |
| | Seçenekler |
| | #1 |
| Akşama doğru,artık hal û ahvalın kalmadığı saatlerde; Çarşiya Şewitî"de veya hemen yanında yer alan Japon pasajında fiyatını soracağınız herhangi bir eşyanın akıbeti ile ilgili “bana gelmeden başka yerlerde de aynısını sormuşsundur,bendeki fiyatta malda aynı,alacaksan al,uğraştırıp çıkartma” diye bir tepki ile rahatça karşılaşacağın bir yerdir Diyarbakır… Türkiyenin en düz arazisi onda olabilir ama insanlar “düz mantıklı” değildir.. Beyinleri kıvrımlıdır maşallah.. Onlarla konuşacağın zaman gelececek cevaplara da hazırlıklı olmalısın. Zira bazen acılı adana tadındadır.. Hatta ve hatta septiktir balıkçılarbaşı ve ulu cami etrafında mesken tutmuş olan kesim.. Bana inanmıyorsanız herhangi bir yaz ayı gidin oralara,elbet iki yaşlı Japon turist göreceksiniz..Ve peşlerinde bir ordu çocuk..Ve şu muthiş söylemleri: “Abê abê!! Caponca bilisen?” işin ilginç yanı ise bu soruyu direk Türkçe olarak japona sormaları.. ** Aslında onları iyi tanıyorsunuz..Ortak özellikleri arasında göç mağduru olmak,fakir mahallelerde yaşamak,hayatın sillesini yemiş olmak ve omuzlarında beklenti yığını ile dolaşmak.. Ondandır bazıları sinirlidir,bazıları çekilmezdir;bazıları da melundur,kendi halindedir..kendi düşünce dünyaları onlara yetmektedir.. .. Şimdi sadece halk otobüslerin de olmakla beraber,eskiden şehitlik hattı ve dağkapı hattının baş aktörleriydi.. Sanki hepsi seçilmiş şahıslardır..şöyle ki; Ara sıra şöfüre kazık atıp,parayı cebe indirmek, Genel olarak şöfürün istek ve doğrultusunda işbirliği yapmak, Yolcularla tartışmaya girmekten zevk almak, Kalan para üstünü istenmeye kadar vermemek,ama onun sende kalmışsa ikide bir gözüne gözüne bakıp “parasını vermeyen” diye soru sorması Araba tıklım tıklım olmasına rağmen “sıkışalım,lüfen araya sıkışalım..geç ortaya geç” demeleri vb. özeliklerle birbirleriene benzerler… Hele Hele bayanlara seslendiklerinde acaip bir nezaket göze çarpar: “bayaan lütfen küşeye biraz…teşekkürler..” gibisinden.. Fakat; Farklı hatların farklı muşteri potansiyelinin olması ile konuşma şekillerinin ve davranış şekillerinde değişen durumlar barizdir.. Yine dağkapı hattında genel olarak memur veya şöyle söylim rahatına düşkün insanlar bindiği için bizim muavinler biraz daha baskı altında.. Şehitlik hattında da okul zamanı,özellikle hat arabaları ile gelen hocalar dışında kimse pek itiraz etmez onlara,egemenlik alanlarına karışmazlar pek. İki hattın muavinlerinin sinir katsayıları farklıdır.. İki hatta çalılan muavinlerin yaş ortalamaları da farklıdır..halk otobüsleri yaşça büyükleri tercih eder,ama normal minibüsler küçük yaşta çocukları da bol bol kullanır(mıştı).. ** Geçen yıllar itibari ile muavinlik ortadan kalktı minibüslerde,artık şöfürler kendi paralarını kendi alıp yol almak zorunda kaldılar… Böyle olunca bu mesleğin devam ettiricileri halk otobüslerine kaldı.. Şu aralar Diyarkart"ın çıkmış olması da onlara bir darbe manasına gelir.Yani artık her şey otomatiğe bağlanacak demek.. .. Muavinlerin herkesi ve her şeyi arabaya sokma isteğini anlamış değilim.. Bu neyin isteği ve sonucudur bilmiyorum. Şoförlerin yoldaki herkesi yuvarlak bir milyon olarak görmelerini anlarım da muavin kardeşlerimizin bu konudaki huylarını anlamıyorum. Aceba diyorum,araba yol alırken ve onlarda insanlarla diyalog kurarken araba içinde,kendilerini bir kahraman olarak mı görmeye başlıyorlar.Yani ne kadar çok insan arabaya alırlarsa dünya o kadar kötülüklerden uzak duracak ve insanlık huzura kavuşacak..Bu durumda alınan yol bir film ve kendisi de başrol,yönetmende şoför..Ne kadro ama;Çiçek Abbas"ın dediği gibi “Allah"ım sen bizi koru”.. .. Yer ve mekan konusunda farklı bir dil kullanırlar..arka arkaya söylemleri ise bir melodi gibidir.. Dağkapı,ofis koşuyolu ve cezaevi güzergahını takip eden bir muavin şöyle seslenir.. “daakapii daakapiii…cezzaavi , geç abê geç…kahve öni kahve oni…” Sadece iki üç kelime anladınız anladınız yoksa dillerinden bişi anlamanız zor. Kafa karıştırma felsefesi sanırım… Ve en muhim özelliklerienden biride “devam et” dedikten sonra şunu söylemeleri: “otuz beş geliiii” bas gaza…. Birbiri ile anlaşan çok az araba şofürü var.Muavinlerde bunların aracıları ve iletişim unsurları.. Özellikle “gelii girmi beşş geli…” gibi sayıların yine kendi dillerinde söylenişi de ayrı bir zevktir.. Yirmi olmuştur girmi,otuz olur otiz,ve kırk olur kırx vs.. ** Birkaç muavin anekdotu anlatayım size; Yer Diyarbakır,başrol muavinler… Yolcu bir öğrenci: Muavin bey musaitse bir yerde inebilirmiyim? Sizinde anladığınız gibi bu yolcu işin raconunu bilmiyor ve tabi durum muavine garip gelmiş olacak ki; -Tamam oxlim…ma niye yalvarisen? … Bir yaşlı teyze otobüse biner ve arkasındaki iki gençten de şüphelendiği için parasını elinde sıkıca sarar… .. muavin bağırır: -parasini vermeyen kaldi mi…evet bir zahmet uzatalim.. kadından çıt yok.. muavin ise kadından para almadığını iyi bildiği için tekrar seslenir: -eveeet!! Parasını vermeyen bir zahmet uzatsın… kadından yine ses çıkmayınca,muavin dayanamaz: -teyze yeter yaw! Atatürk"ü boğdun.. Bijweng ronahI | |
| | |
| | #2 |
![]() | |
| | |
| | #3 |
tesekkürler güzel paylasim | |
| | |
| | #4 |
| Okurken, (Mizah olarak bakıldığında) keyif verici olsada, aslında hem düsündürüyor hem de çok üzüyor. Ve bunun sırf Diyarbakır Muavinlerinin değil de Diyarbakır bölgesinin (sırf Diyarbakır'la kalsa) toplumsal kayıbıdır ama suçu değildir. "Asimile" yaratmak bu olsa gerek! Bir kültürü, dili geliştirmek, zenginleştirmek yerine, yasaklayarak o bölgenin insanlarını anadillerinden mahrum bırakmak, tabii ki de ne insani ne de anadili-dili ileriye değil gerilemeye sürükler. Zenginlik içinde koca bir fakirlik, varlık içinde koca bir yokluk! Haline getirir. Anadil yasak (Kürtçe) geliştirsen geliştiremezsin, konuşsan konuşamazsın. Bir anadil yasaklanırsa ve başka bir dil zorla dayatılırsa olacağıda budur! Türkçeyi, doğru dürüst bilmeyen, konuşamayan, kendi anadilinide istesede serbestçe konuşamayan bir toplum, bölge insanları. Bir dilin diğer dili (anadili) bastırdığını düşündüğümde, hatta baskıyla bastırmaya çalışıldığını dersem daha doğru olur. Her iki dil arasında yaşanan gel-git' ler de aklıma geldikçe. Ve buda yetmezmiş gibi buna bir de şive eklendiğinde, elbette ki bir kaos olur çıkar, ne insanda dil kalır ne de anadilde anadillik. Bu yazı gerçekten güzel, okurken keyif veriyor, ama arkasında barınan zorla zorlaştırılan ve zorbalaştırılan gizemi düşünmediğimiz sürece. Derinine indiğimiz zaman, bir üçüncü, hayır hatta bir dördüncü dil yaratıldığını bile düşünebiliriz. Türkçe, Kürtçe, (her ikisinin karışımı), artı bir de buna şive eklendiğinde= ve ortaya çıkan zaten zar zor anlaşılan bir dilin üstelik şivenin katılmasıyla, bir ya da bir kaçtan fazla harf(ler)in asıl geçmesi gereken harf(ler)in yerine geçmemesiyle, ortaya çıkan kelimenin anlamını yitirmesi ve cümlelerin köşe-bucak ordan oraya savrulduğu bambaşka bir dil. O bölgeye ait Olmayan bir dil. Adı da yok! Ekmeğin fırından günlük çıkması gibi, ağızlardan da dil günlük türüyor. De hadi, gelde Kıro olma!!!... Elde değil ki, dilde!!!! En acısı değerlerini yitiren bir lisan. Türkçe ile Kürtçe arasında sıkışıp kalan ve her konuştukça bocalayan, acı çeken bir dil ve bölge insanları. Ama o anlaşılmayan anlaşılamadığı gibi de alaylı tavırla karşılanan o insanların suçu değil. En azından bana göre! İşte bu halde herşeyin karman çorman olmasıyla lisanımünasip bir uslüp beklenilmeside ne kadar doğrudur ki! O halde, lisana gelmesini beklemekte çok yanlış olur. Dil bu! Dil ya da lisan biz insanların düşündüklermizi konusarak bildirdiğimiz anlaşmadır. Anadilimizi, çok iyi hakim olduğumuz bir dili konuşamazsak. Buna izin verilmezse, nasıl karşılıklı konuşularak anlaşılabilir ki. Burda eğitimde hapı yutuyor! Eğitim m-eğitim faydasız kalır ortada zorla dayatılan bir dil olursa. Baskı... Zorbalıkla zorbalaştırmak... Ve Yozlaştırmak! Boşuna dememişler, bir lisan bir insan. Yoksa halt mı etmişler! Sanırım etmişler! Ne yazık ki. Onu bunu bilmemde, nasıl ki hiç bir insan illegal değilse, hiç bir dilde illegal değildir! Yazıyı, okuduğumda düzenle hiç bir şekilde hiç bir zaman barışık olmayan "Qırıx" tiplemesi ilk aklıma geldi. O bıçkın delikanlı(lar) "Elli elli yız Biz diyarbakırlıyız Ceketimizi atar, sokakta yatarız Hapısxane evimiz, kelepçe kol seetımız Bekçi poles çırağımız War mı bize yan baxan....?" Hayallerimizin, Eylemleşmesi Umuduyla! Selma | |
| | |
| | #5 |
| Paylaşım güzeldi elinize sağlık | |
| | |
| | #6 |
| paylasımın için saol. | |
| | |
| | #7 |
| paylasımın için saol. | |
| | |
![]() |
| Seçenekler | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvpl | Son Mesaj |
| Diyarbakır muavinleri | Selm@ | Silinen Konular ve Mesajlar | 1 | 24.10.2008 04:54 |
| Diyarbakır 'Oh' çekti | kararti_54 | Spor Konulari Arsivi | 2 | 15.05.2008 14:25 |
| Diyarbakır | Diyarbakirli_Deniz | Şiirler | 1 | 25.04.2008 18:40 |
| Diyarbakır | hewalno | Silinen Konular ve Mesajlar | 0 | 14.03.2008 22:01 |
| diyarbakır | avasin | Silinen Konular ve Mesajlar | 0 | 05.01.2008 23:37 |